Benoit Sokal’s Paradise – Tam Çözüm

benoit-sokal-paradise-header

Okumaya devam et

Dreamfall: The Longest Journey- Tam Çözüm

dreamfall-6

Okumaya devam et

Microsoft Xbox 360’da işi kiralamaya döktü

Xbox360 için çıkan “Karaoke” oyunu biraz ilginç. Bir Live Arcade oyunu olarak, zaten oyunun 20$ olması yetmezmiş gibi, bir de listede olmayan ama Microsoft’un dizininden seçilebilen şarkıların süreyle kiralanabilmesi biraz saçma değil mi?

Evet, yanlış duymuyorsunuz sayın seyirciler. Kullanılan şarkıyı değil, oyunun o şarkıları aktif olarak kullandığı süreyi kiralamanızı bekliyor Microsoft yetkilileri.

Bu tarz organizasyonların merkezi Japonya, Çin falan olduğundan, oradaki sistemi kendi makinasında kullanmak istemiş sayın yetkililer. Oralarda da karaoke için özel barlar var. Arkadaşlarınızla birlikte bir odaya dalıp, ses geçirmez duvarlar arasında istediğiniz şarkıları tıkır tıkır söylüyor, sonra da saatlik kiranızı ödeyip çıkıyorsunuz.

Tamam, buraya kadar güzel ama Microsoft’un hesabı biraz absürd. MS’e göre süre, kiralanabilir ürünün çalıştırılması ile başlıyor ve siz durdurana kadar işliyor. Yani aman şarkı çalarken kapıya bakmaya gitmeyin. Her kapı açılışı size 1 dakika kaybettirir.

Fiyatlandırmalarını da bu arada 2, 6 ve 24 saatlik paketlere bölmüş durumdalar.  İlginç değil mi?

Nerede o Sony’ye “paragöz” diyen Xbox fanboyları? Ayıp Microsoft ayıp. Ha kim oynuyor bu oyunları, ondan emin değilim ama böyle bir mantık gütmek bile yeterince ayıp.

Tabi şunu da ekleyeyim, oyun Kinect uyumlu değil. Yani eğer bu oyunu alırsanız, bir de uyumlu mikrofon edinmeniz gerekiyor. Kulaklık mikrofonu da çalışmayan ekipmanlar arasında. Ne kadar hoş, değil mi?

Cidden, bu oyunu düzenli oynayan bir Pink Floyd, Dream Theater, Serdar Ortaç (ha? ne?) manyağı için, oyunun yıllığı 1.000$ ve yukarılarında gezer bence. Böyle soygun olmaz yani…

Assassin’s Creed Assassinated!

Evet, suikastçimize suikast düzenlenmiş olması biraz ilginç oldu ama yapacak bir şey yok. Nedir olay peki?

Dünya’da yazılım hırsızlığı (bak korsanlığı demiyorum, zira yazılım korsanlığı kopyalamak ve coğaltmak ile alakadarken, hırsızlık çalıp ürünü ortadan kaybetmek şeklindedir) öyle enteresan boyutlara geldi ki, artık sanal ortamda kodları çalmak bir getiri sağlamaz oldu. En garip örnek de daha birkaç gün önce meydana geldi.

Assassin’s Creed serisinin son oyunu olan AC3, çok kısa bir süre sonra satışa sunulacak. O yüzden de tüm Dünya’ya ürünün kopyaları (bakınız, orijinal yazılım jargonunda bile iş kopyalamak olarak adlediliyor) gönderilmeye başlandı. Ancak kargodan gelen enteresan bir haberle, Ubisoft’un başının ağrıyacağı günler sıralandı.

Ubisoft’un son oyununu teslim etmek için yol alan kamyonlardan üç tanesi, rotaları üzerinde kaçırılmış.

Hollanda, Belçika ve Lüksemburg yolunda giden nakliye araçlarından henüz ses seda yok. Artık nasıl bir ekip çalışması yapmışlarsa, ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet.

Gelelim işin oyuncu tarafına.

Bu işten aslında en büyük yarayı bu bölgelerdeki oyuncular almış oldu. Öncelikle çalınan kopyaların içinde, oyunun özel üretilmiş “Join or Die” sürümü bulunuyordu ve bu sürümden tekrar üretilmeyecekmiş. Ayrıca oyunu ön sipariş verenler de, mağaza satışı başladıktan yaklaşık 3 – 5 gün sonra oyunlarına kavuşabilecekler.

Bu ülkelerin dışında da, sonuçta kamyonlar dolusu oyun bir şekilde el değiştirecek ve piyasaya çıkacak. Ubisoft çalınan araçlardaki oyunların seri kodlarını, EAN kodlarını, internet hesap girişlerini külliyen yasaklamış ve bu oyunlarla sunucularına giriş yapanlar için yakalatma kararını onaylatmış. Tamam da, bir şekilde eline bu oyunlardan geçen ve bunun bu tarz bir eylemin ürünü olduğunu bilmeyen oyuncunun günahı ne sevgili Ubisoft? Ah ulan para, kimdeysen o saçmalıyor valla.

Bir diğer detay daha var. Ubisoft, ön ödemeli sipariş vermiş olan kullanıcılarını üzmemek için, bu olayın olduğu ülkelerdeki satıcılara “parasını ödeyenlere oyundan bir kopya ve $5 indirim kuponu hediye edin” emrini vermiş. Alttaki resim, bu bilgiyi alan bir kullanıcının foruma gönderdiği orijinal bilgi.

Peki sayın Ubisoft; 69€/$/£ ödemiş ve özel sürüm almak için beklemiş olan kullanıcılara 38$’lık normal oyunu verip, üzerine de “ya biz diğer sürümü basalım, siz gene alırsınız $5 indirimle” diyerek akıllılık mı etmiş oluyorsun?

Neyse, sonuç olarak bayağı büyük davalar açılıyor bu aralar Ubisoft’a. Belçika’da bir klan, 300 kişiden fazla üyesiyle bu özel sürümü almış ve hepsi de gol oldu. Şimdi işi dava ile sonuçlandıracaklarını anlatıyorlar. İlk dilekçeler verilmiş ama gerisi gelir mi? Bilemiyorum.

Zombi oyunları yükselişte

Zombi mevzularına çok takıldım bu aralar. Dizisiydi, oyunuydu, osuydu busuydu derken, iyice teslim oldum bu taze et yeme meraklısı çürümüş organizma motiflerine. Ne hikmetse, bir dönemin saçma ve itici bulunan konusu, kısa süre önce yayınlanmaya başlanan Walking Dead dizisinin de sert gazıyla beraber yükselişe geçti. Bu aralar bayağı da oyunu geliyor.

Okumaya devam et

New York Comic-Con – NYCC

Amerikan elmasının -“elmas” değil, “elma”- beni en çok ilgilendiren dönemlerinden bir tanesi daha geldi. Adamların çizgi romanlar ve karakterleri ile birlikte geçirdikleri tatlı günler…

İçeride tonla çizgi roman bulabilir, sevdikleri kahramanların kıyafetleriyle gezinen insanlarla fotoğraf çektirebilir, tavandan üzerinize inen düşmanlardan kaçabilir, çizgi roman çizerleri ile sohbet edebilir, tonla özel ürün sahibi olabilirsiniz. Mesela Superman vs Doomsday sayılarının sert kapalı ve imzalı bir sürümü nasıl olurdu? Ya da seneler öncesinden gelen bir dost ile, Aquaman ile ayakları bir leğen sudayken kahve içmek?

Belki aranızda aynı yoldan asla yürümeyen Batman ve Bane karakterlerini farkedenler bile olabilir. Nihayetinde Frank Miller’dan Daredevil imzalı tişört alabilir, Stan Lee’yi etrafta boş boş gezinirken yakalayabilirsiniz.

Sıradan insanların anlayamayacağı boyutta bir eğlenceye hoşgeldiniz -buraya gülümseme efekti koydum-.

Kontrol: http://www.newyorkcomiccon.com/

Bunlar da eğlenen insanlar:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Oyun – Pandora’s Box

Bazen bakarım eski oyunlarıma, eski CD’lerime de, iç geçiririm neler gördük, neler oynadık diye. Bizim zamanımız aslında dijital çağın giriş ve gelişimini oluşturduğundan dolayı -şu aralar 35 yaş civarında olanlardan bahsediyorum- elimizde dünü ve yarını betimleyecek çokça malzeme mevcut.

Arada döndürür döndürür Volfied oynarım mesela. Sonra Sensible Soccer atarım, bazen Dune zorlarım ama ses kartı problemi olduğu için kafam kaldırmaz da kapatırım, kenardan bir Nancy Drew ateşlerim belki, bu böyle sürer gider.

Ancak benim için oyunlar aleminde kral çok sınırlı oyun vardır. Hemen hemen her tür için birkaç tane olmakla beraber, Pandora’s Box’ı kendi türünde hemen ayırırım.

1998 yılının oyunlar konusunda ne büyük delilik olduğundan bir ara bahsetmiştim. Abuse, Alone In The Dark, Baldur’s Gate, Forsaken, MDK, Fallout, Starcraft, Diablo, Die By The Sword… Daha sayayım mı? Her türün kralı olmakla beraber, bak aradan kaç sene geçmiş, hala Pandora’yla olan ilişkimi asla unutamam.

O zamanlar Türkiye’de orijinal oyun falan yok tabi, varsa bile bir iki tanenin ötesine zor geçiyor. Ya yurtdışından gelen eşe dosta, akrabaya sipariş veriyorsun, olmazsa da Malezya’dan ya da Singapur’dan gelen kitapçıklı çakma oyunları “orijinal bunlar” diye iteliyorlar da ediniyorsun. Malezya mallarına dalmışız, Diablo yardırıyor. Baldur’s Gate zaten sistemde kurulu, evde Starcraft yardırıyoruz, IPX/SPX kuranlarımız -eski bir ağ arayüzü gençler, hala kullanan var mı bilmem- evlerini kankalarıyla doldurup ağ partileri düzenliyor ve sair.

Arkadaş, yavaş yavaş millet el altından çekilmeye başladı. Dün Battle.Net’te Diablo kastığımız adamlar “ağa işim var, takıl sen” moduna girdi. Bir yandan merak da var bunlar ne halt yiyorlar diye ama mertliğe de toz kondurmuyouz tabi, “tamam koç, haber verirsin” diyerek geçiştiriyoruz.

Neyse birader, millet uzayınca tabi, bize de tek kişilik oyunların yolu göründü. Eldekileri tekrarladıktan sonra gittik ki “yerel oyun satıcımız” -local video game store- Sabo Club’a, Pandora’s Box adında bir oyun gelmiş. Tabi o zamana kadar iyice gelişmiş olan oyun kültürümüzle oyunun iyisinden anlamanın yollarını biliyoruz. Önce CD’nin poposuna vurduk, tok ses geldi. Sonra da kabuğunu biraz aralayıp kokladık, şekerli gibi diye saldırdık. Yalnız o zamanlar şimdilerde olduğu gibi “beğenmezsen diğer oyunlara geçersin” genişliğinde olmadığımız için, kıllanıyorum da bir yandan belki kötü çıkar diye. Yapımcısı Microsoft olunca üstelik, insan hayli kabarıyor. Bizim için dönemin Microsoft’u siyah ekranda “MS-DOS”‘un ilk 2 harfini oluşturan şirket olmakla birlikte, Flight Simulator oyununu ve Minesweeper’i icat eden şeytan kılıklı Bill Gates ve arkadaşlarının topluluğu idi.

Kardeşim bak ben sana söyleyeyim, getirdim eve bir başladım ki oynamaya, Ulaş kardeşin sonra rahat rahat ayılamadı. Bulmacalar muhteşem bir kere. Bulmacalar için seçilmiş olan resimler de öyle. Zorluk bazen saçmalasa da, genel anlamıyla sen tam deliye dönmek üzereyken mevzuyu çözebileceğin tatta bırakılmış. Sesler desen tam bulmaca oyunları için hazırlanmış gibi. Ne kadar oynarsan oyna, bitmeyecekmiş gibi de geliyor mu? Daha o zaman ne ister bu bünye bir oyundan?

Ağalar, bir kastırdık ki biz bu oyuna haftalarca, bitir bitir baştan oyna, bitir bitir baştan oyna derken çıldırdık iyice. Neyse sonra yeni oyunlara yer açmak için kendisiyle aramıza serinlik koyduk ama bak neredeyse 15 sene olmuş, hala merhabamız var yani. Gün olur inceden iki bölüm atarım, gün olur dellenip Microsoft yarattı demem, basarım kalayı. Ama bulmaca oyunlarında bendeki yeri ayrıdır PB’nin…

Bu arada oyunun yapımcısı aslında hepimizin sevdiği ama hiç tanımadığı bir muhterem. Tetris’in de programcısı olan, Rus Alexey L. Pajitnov. Tetris be birader, gelmez o namussuz çubuk da dörtlüyü indirebilelim.

Neyse canım benim, demem o ki bu oyunu edinin, siz de biraz bulmaca çözün. 99’da Game of The Year -yılın oyunu- sürümü çıktı. Ondan edinebilirseniz, yaklaşık 100 bulmaca daha artınız olur. Ben söyleyeyim, siz düşünün.

Metal Gear Rising Revengeance

Oyunlarla aram iyidir açıkçası. Metal Gear serisiyle de. Ama Metal Gear “serileriyle” diyemiyorum, zira bu yandan çarklı tayfa beni geriyor.

Metal Gear Rising hikayesinden ve Raiden’den bahsediyorum tabi… Şimdi yandan çarklı olayı canımı sıktı da ondan yazıyorum zaten…

Okumaya devam et

Walking Dead Bölüm 2 – Tam Çözüm

Şimdi de ikinci bölümün tam çözümü. Cidden son dönemde en çok eğlendiğim serilerden olmaya aday…

Not: İngilizcesi olanlar için, benim tercihim hep doğruyu söylemek oldu diyebilirim. İngilizcesi iyi olmayan ya da hiç olmayanlar için de, konuşmaların %99′una istediğiniz cevabı verebilirsiniz. Eğer o konuşmada bir olay varsa, yazmış olurum muhtemelen. Gene de hiç ses çıkarmamak bu bölüm için biraz sağlıklı olabilir gibi.

Not 2: Takıldığınız yer olursa aşağıya bir mesaj bırakın, dönüş yaparım.

Okumaya devam et